Bazı günler kutlama için değil hatırlamak için vardır. 8 Mart, kadınların kırılganlıklarıyla değil süreklilikleriyle tarih yazdıkları bir günün adıdır.
Geri çekilmemenin, yer açmadan da var olabilmenin, sessizce ama inatla kalmanın günü. Güç her zaman sertlikten doğmaz. Bazen esnemekten, bazen beklemekten, bazen de vazgeçmemekten gelir.
Mimoza, bu gücün acele etmeyen halini taşır. Mimoza estetik bir tercih olmamasının yanı sıra zamanla kurduğu ilişki nedeniyle seçilmiş bir çiçektir. Henüz bahar tam olarak gelmemişken açar. Hava hala serttir, zemin hazır değildir, koşullar elverişli sayılmaz. Ama mimoza beklemez. Açmak için ideal anı kollamaz; varlığını ertelemez. Bu yüzden mimoza, kadınları “zarif” olduğu için değil, geri çekilmeyi reddettiği için temsil eder.
Tüm bu metinde geçen “süreklilik”, “orada kalmak”, “geri çekilmemek” gibi kavramlar mimozanın zamansızlığına dayanır. Mimoza, tek bir çiçek olarak değil, salkım halinde açar. 8 Mart’ın bireysel bir kutlama değil, kolektif bir hatırlatma ve dayanışma günü olmasının görsel karşılığıdır.
Galene’de biz, kadın olmanın tek bir biçimi olmadığını biliyoruz. Bedenin, emeğin ve düşüncenin pazarlık konusu yapılmadığı bir varoluşu savunuyoruz. Bu yazı, kendisini açıklamak zorunda kalmadan hayatın içinde yer tutan Galene kadınlarına ait.